SON DAKİKA
hava
Google News

Övünmek Ve Kibir!

Hiç alakasız konularda bile dikkatleri üzerine çekmek istedikleri anda kullandıklarını sıklıkla görürüz. Sürekli dürüst, doğru, ahlaklı olma hallerini durduk yere gözünüze sokmaktan geri kalmazlar.

Son Güncelleme :

29 Nisan 2021 - 16:11

/ 1.379 views kez okundu.
Övünmek Ve Kibir!

Bu duruma derinlere gizlenmiş kişilik problemlerinin ilk fırsatta yüzeye çıkma hali de demek mümkün. Kişi sorunlarını o kadar bastırmış, kendinde var olanı o kadar yok saymıştır ki farkında bile değildir ne ile ne için, neden övündüğünden. Bir ömür böyle yaşar gider onun olduğunu sandığı lakin aslında olmayan “yok şeyiyle” övünerek. Anlaşılmayansa bunların zaten fazladan bir övünme nedeni olmaması. Var olan vasıflarıyla, özellikleriyle övünmek bir çeşit anlatma hastalığının ürünü de diyebiliriz Okullarıyla, kolejleri süper liseleri, Boğaziçi, İTÜ, OTDÜ vs den aldıkları janjanlı diplomalarıyla ve de oraya endeksli mesleki eğitimle övünüp duranlardır bunun uygulayıcıları hadi bunları gelecekleri, istikballeri adına kişisel gelişimleri için aldıkları diplomaların, sertifikaların hatırına kabul edelim. Kazanmıştır diyelim, “çabası, emeği var, bunları hak ederken döktüğü ter var” deyip geçelim. Neticede tamamen kişinin tıynetine bağlıdır bir emek sarf ederek, çaba göstererek, gerçekten uğraşarak edindikleriyle övünmek başarılarıdır diyelim ve bu işe fazla karışmayıp bunu da başka bir zamanki yazımıza saklayalım!
Övünmek ve ikiz kardeşi kibir öyle bir şeydir ki; bazen yanardağ gibi fışkırdığı anlar olur, işte en beter anlar bu anlardır. Herhangi bir sosyal faaliyette öne çıkma çabaları ile depreşir dururlar. Onun bunun sırtında kalan ihanete dayalı ayak izleri hiç umurlarında bile olmaz. Onlar için varsa yoksa egolarının şişirilmesi için gerekli olan gazdır. Bu gaz nasıl olursa olsun, Yeter ki onları yukarı taşısın. Bunlar sosyal faaliyetlerde sıklıkla infilak ederler.

Küçücük bir ilgi görürlerse onu devleştirir övünecek bir şey daha bulmuş olurlar, aylarca, bazen yıllarca, hatta öyle vakalara rastlanmıştır ki bir ömür boyu bu durumu anlatır durur(!) Kurumun büyümesi başarısı sanki bunlara endekslenmiş gibi böbürlendikçe böbürlenirler.
Malumunuz ve hepiniz bilirsiniz, en azından bir kerede olsa başınıza gelmiştir “benim en kötü huyum” diye konuşmaya başlık açar “abi ben her şeyi adamın yüzüne söylerim” diye devam eder. Hele ki şöyle; “benim en kötü huyum da insanları çok sever, çok değer veririm” diyen hıyar kokan bir söylem vardır ki evlere şenlik! Birde bunların yaptıklarıyla övünen türleri vardır ki, düşman başına! Yaptıklarıyla övünmek dedikte aklımıza geldi, yazalım beraber düşünelim dedik!
Adam ciğerciden içeri girer damadıyla karşılaşır. Hoş beşten sonra, damat; “hayırdır baba” der, kayınpeder; “ciğer alacağım damat” der.
Damat “Baba ben fazla aldım al birini götür eve” der.Baba ciğeri alır evin yolunu tutar.Ertesi gün damatla karşılaşan kayınpedere damadın ilk kelamı; “Baba ciğer nasıldı?” olur.Baba, “iyiydi evlat” der.
Daha sonraki gün yine karşılaşırlar damadın yine ilk kelamı; “Baba ciğer nasıldı?” olur.Baba, yine “iyiydi evlat” der.Üçüncü gün kayınpederiyle karşılaşan damat; Baba keşke ciğeri yahni yapsaydın, der.Dördüncü gün; Baba keşke ciğeri tava yapsaydın, der.Beşinci gün; Baba keşke ciğeri sote yapsaydın, der.
Altıncı gün damatla karşılaşan kayınpedere damadın ilk kelamı; “Baba ciğer nasıldı?” der demez kayınpeder; Ulan damat senin ciğerinin de seninde biiiiiiipppp diye uzunca ağız dolusu küfrü damadına boca eder.(!)Demek ki; Tevazudan marifet doğar, fazla övünmekten ciğer kokar(!)
Hiç alakasız konularda bile dikkatleri üzerine çekmek istedikleri anda kullandıklarını sıklıkla görürüz. Sürekli dürüst, doğru, ahlaklı olma hallerini durduk yere gözünüze sokmaktan geri kalmazlar.
Bu duruma derinlere gizlenmiş kişilik problemlerinin ilk fırsatta yüzeye çıkma hali de demek mümkün. Kişi sorunlarını o kadar bastırmış, kendinde var olanı o kadar yok saymıştır ki farkında bile değildir ne ile ne için, neden övündüğünden. Bir ömür böyle yaşar gider onun olduğunu sandığı lakin aslında olmayan “yok şeyiyle” övünerek. Anlaşılmayansa bunların zaten fazladan bir övünme nedeni olmaması. Var olan vasıflarıyla, özellikleriyle övünmek bir çeşit anlatma hastalığının ürünü de diyebiliriz Okullarıyla, kolejleri süper liseleri, Boğaziçi, İTÜ, OTDÜ vs den aldıkları janjanlı diplomalarıyla ve de oraya endeksli mesleki eğitimle övünüp duranlardır bunun uygulayıcıları hadi bunları gelecekleri, istikballeri adına kişisel gelişimleri için aldıkları diplomaların, sertifikaların hatırına kabul edelim. Kazanmıştır diyelim, “çabası, emeği var, bunları hak ederken döktüğü ter var” deyip geçelim. Neticede tamamen kişinin tıynetine bağlıdır bir emek sarf ederek, çaba göstererek, gerçekten uğraşarak edindikleriyle övünmek başarılarıdır diyelim ve bu işe fazla karışmayıp bunu da başka bir zamanki yazımıza saklayalım!
Övünmek ve ikiz kardeşi kibir öyle bir şeydir ki; bazen yanardağ gibi fışkırdığı anlar olur, işte en beter anlar bu anlardır. Herhangi bir sosyal faaliyette öne çıkma çabaları ile depreşir dururlar. Onun bunun sırtında kalan ihanete dayalı ayak izleri hiç umurlarında bile olmaz. Onlar için varsa yoksa egolarının şişirilmesi için gerekli olan gazdır. Bu gaz nasıl olursa olsun, Yeter ki onları yukarı taşısın. Bunlar sosyal faaliyetlerde sıklıkla infilak ederler.

Küçücük bir ilgi görürlerse onu devleştirir övünecek bir şey daha bulmuş olurlar, aylarca, bazen yıllarca, hatta öyle vakalara rastlanmıştır ki bir ömür boyu bu durumu anlatır durur(!) Kurumun büyümesi başarısı sanki bunlara endekslenmiş gibi böbürlendikçe böbürlenirler.
Malumunuz ve hepiniz bilirsiniz, en azından bir kerede olsa başınıza gelmiştir “benim en kötü huyum” diye konuşmaya başlık açar “abi ben her şeyi adamın yüzüne söylerim” diye devam eder. Hele ki şöyle; “benim en kötü huyum da insanları çok sever, çok değer veririm” diyen hıyar kokan bir söylem vardır ki evlere şenlik! Birde bunların yaptıklarıyla övünen türleri vardır ki, düşman başına! Yaptıklarıyla övünmek dedikte aklımıza geldi, yazalım beraber düşünelim dedik!
Adam ciğerciden içeri girer damadıyla karşılaşır. Hoş beşten sonra, damat; “hayırdır baba” der, kayınpeder; “ciğer alacağım damat” der.
Damat “Baba ben fazla aldım al birini götür eve” der. Baba ciğeri alır evin yolunu tutar. Ertesi gün damatla karşılaşan kayınpedere damadın ilk kelamı; “Baba ciğer nasıldı?” olur. Baba, “iyiydi evlat” der.
Daha sonraki gün yine karşılaşırlar damadın yine ilk kelamı; “Baba ciğer nasıldı?” olur. Baba, yine “iyiydi evlat” der. Üçüncü gün kayınpederiyle karşılaşan damat; Baba keşke ciğeri yahni yapsaydın, der. Dördüncü gün; Baba keşke ciğeri tava yapsaydın, der. Beşinci gün; Baba keşke ciğeri sote yapsaydın, der.
Altıncı gün damatla karşılaşan kayınpedere damadın ilk kelamı; “Baba ciğer nasıldı?” der demez kayınpeder; Ulan damat senin ciğerinin de şeninde biiiiiiipppp diye uzunca ağız dolusu küfrü damadına boca eder. (!)Demek ki; Tevazudan marifet doğar, fazla övünmekten ciğer kokar(!)

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

vurgec.com fantezi giyim düğün elbisesi mayokini kız okul çantası